Sayaç

Tüm Yayınlar

Salı, Mart 28, 2017

Günlük hayatınızda kolaylık sağlayacak ilginç bilgiler


Günlük hayatınızda oldukça kolaylık sağlayabilecek ilginç mi ilginç 10 bilgiyi sizler için bir araya getirdik.

Artık daha güzel selfieleriniz olacak

Cep telefonu kameralarınızı silgi ile silerek fotoğraflarınızı daha netleştirebilirsiniz.

Biberlerin de cinsiyeti vardır

Dolmalık biber alırken, biberin altına bakın. 3 yumru görürseniz, erkek biber demektir. 4 yumru görürseniz, dişi biber demektir. Dişi biberler daha tatlıdır ve onları taze iken kullanmak daha iyidir. Erkek biberler daha serttir ve daha lezzetlilerdir. Dolayısıyla farklı yemekler için kullanımı daha uygundur.

Yumurta istemek için komşuya gitmeye son!

Herhangi bir hamur işi yapacağınız zaman, yumurtanızın bittiğini fark ettiğinizde, yumurta yerine muz kullanabileceğinizi biliyor muydunuz? 1 adet yumurta, yarım muza eşittir.

Avokado da pek nazlı çıktı

Avokado çok hızlı bir şekilde kararır ve üzerinde bakteri ürer. Buna izin vermeden tüketmelisiniz. Ayrıca Avokado kuşlar için zehirlidir.

Yumurtanın bayat olduğunu anlamak çok basit

İçindeki madde bozulduğu için bir gaz açığa çıkar ve bu gaz da yumurtayı su üstüne çıkarır. Yani batmayan yumurta bozuktur.

Yemeğinizin taşmaması için işte çözüm

Tenceredeki yemeğin taşmamasını istiyorsanız üzerine tahta bir kaşık bırakın. Asla taşmayacaktır.

Çin'e taşınacaksanız aman dikkat!

Çin kültüründe çayın çok soğuk ve çok sıcak olması küfürdür. Çünkü soğuk ve sıcak olan çay mide zarını zedeler ve bu karşıdaki insana büyük ölçüde zarar verir. Bir nevi uzun zamanlı zehirleme yöntemidir.

Al sakla, sonra ye

Bal, bozulmayan tek maddedir. Işık ve ısıya maruz kalmayan bal binlerce yıl sonra bile tüketilebilir. Mısır'da birçok tapınak içinden çıkan balın hala yenilebildiği görülmüştür.

Ufak ama etkisi çok

Biberin çok acı olduğunu rengine bakarak değil boyutuna bakarak anlayabilirsiniz. Küçük biber her zaman daha çok acıdır.

Soğan yüzünden ağlamaktan kurtulabilirsiniz

Soğan doğrarken ağlamak istemiyorsanız, doğramaya başlamadan önce soğanları 15 dakika buzlukta bekletin.

Akşener'in İzmir mitingine katılan MHP'li Başkanın istifası istendi


MHP’nin Çeşme ilçe başkanı Volkan Evci, istifa ettiğini duyurdu.

Evci, istifasını ‘gördüğü lüzum üzerine’ aldığını vurgularken şu açıklamayı yaptı: “Bugüne kadar Çeşme’de saygı, sevgi ve hoşgörü çerçevesi içinde siyaset yapmaya çalıştık. Kimsenin değerlerine laf söylemedik. Kendi değerlerimize sahip çıktık. Bilmeden de olsa kalbini kırmış olduğumuz bir kimse dahi varsa, umarım haklarını helal ederler. Benden yana bir hak varsa ben hakkımı helal ediyorum. Görevler geçicidir, davam bakidir. Unutmayalım ki, her son başlangıçtır.”

Evci, daha sonra DHA muhabirine verdiği demeçte Meral Akşener’in İzmir mitingine katıldığı için MHP genel merkezi tarafından istifasının istendiğini söyledi. Evci’nin istifa ettiğini açıklamasının ardından yönetim kurulu üyeleri de topluca istifa ettiğini duyurdu.

AKP’li başkan görev süresince akrabalarını makam sahibi yapmış


AKP’li Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş, görev süresince aralarında amcası, gelini, yeğeni ve kuzenin de bulunduğu dokuz akrabasını belediyede üst düzey görevlere atadı.

2014’te yapılan yerel seçimde AKP’den belediye başkanı seçilen Keleş, görev süresi boyunca ailesini de ihya etti.

Keleş’in belediyede makam sahibi yaptığı akrabaları şöyle:

* Amcası Şemsettin Yenersoy’u belediye başkan yardımcısı yaptı.

* Teyzesinin kızı Mesude Özcan’ı belediye başkan yardımcısı yaptı. Özcan 2 Mayıs 2016’ya kadar belediye imar ve şehircilik müdürü olarak görev yaptı.

* ‘Aile dostu’ Ali Güney de belediye başkan yardımcısı makamından nasiplendi.

* Eşi Gönül Keleş’in yeğeni Emre Kahraman özel kalem müdürlüğüne getirildi.

* Yeğenlerinden Ferit Girgin’i destek hizmetleri müdürü olarak atadı.

* Diğer yeğeni Zeynan Karabacak’ı su ve kanalizasyon müdürü yaptı.

* Kenan Güreşçioğlu’nu fen işleri müdürü diye atadı.

* İki yıl özel kalem müdürlüğünü yapan yeğeni Akif Keleş’i geçen yıl yazı işleri müdürlüğüne ‘kaydırdı.’

* AKP’li belediye başkanı gelinini de unutmadı. İlkay Karabulut Keleş de iki yıl önce basın danışmanı oldu.

Duruma tepki gösteren CHP Düzce İl Başkanı Zekeriya Tozan, belediye iştiraki olan şirketlere de Keleş’in yakınlarının yönetici ve personel olarak istihdam edildiğini öne sürdü. Tozan, “Sadece yönetimde değil belediye iştiraki olan iki şirkete de akrabalarını doldurdu. Personel kayıtlarına bakıldığında hangi akrabaların çalıştığı ve ne kadar maaş aldıkları görülebilir” dedi.

Pazartesi, Mart 27, 2017

İstismar mağduru çocuğun annesi: Dokuz yaşındaki bir çocuk bunları yaşamak zorunda mıydı?


İzmir’de kendisini istismar etmekle suçladığı sanıkla duruşmada yüz yüze görüşeceği için strese girip kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden çocuğun babası “İlahi adaletten fazlası gerekiyor” derken, anne, “Dokuz yaşındaki bir çocuk bunları yaşamak zorunda mıydı?” diye sordu.

Bornova ilçesinde arkadaşının dedesinin istismarına maruz kaldığı öne sürülen dokuz yaşındaki Yağmur K.’nın duruşma öncesi sanıkla yüzleşeceği için strese dayanamayıp kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Yağmur K.’nın annesi Fikriye K., kızının okula gitmemeye, altını ıslatmaya ve yalnız kalamamaya başladığını söyledi.

“Psikolojik tedaviye başladık. Kimi zaman çok kötüleşiyordu. Elinin tersiyle sürekli dudaklarını ve ağzını silmeye çalışıyordu. Kendisini kirli hissediyordu. Ağzında kötü bir tat varmış gibi sürekli tükürdüğü anlar oluyordu” diyen anne, kızının bir gün eliyle başını göstererek kendisine, “Anne bunların hepsini aklımdan silsem bile kalbimden nasıl sileceğim” dediğini ifade etti.

Anne, “Dokuz yaşındaki bir çocuk bunları yaşamak zorunda mıydı?” diye sordu.

Fikriye K. şunları kaydetti: “Mahkemeye iki gün kalmıştı. Morali yükselsin diye sevdiği yemekleri yapıyorduk. Beraber markete gittik. Çikolata istedi aldık. Dönüşte başının döndüğünü söyledi. Kan şekeri düştü sandım ama dişlerinin kilitlendiğini gördüm. Doktor olan bir komşumuz geldi, yardımcı olmaya çalıştı.”

Avukat ‘Yağmur mahkemeye çağırılacak’ demiş

Baba Tamer K., Yağmur gibi başka çocukların zarar görmemesi için adalet istediklerini belirterek, kızının sanıkla yüzleşeceğini avukatın kendisine söylediğini anlattı: “Avukat bize Yağmur’un çağrılacağını söyledi. ‘Hâkim dinlemek isteyecek’ denildi. Yağmur’u buna alıştırmaya çalıştım. ‘Böyle böyle şeyler olacak, anlatman gerekecek. O adam sana nasıl davrandıysa ağlamadan en doğrusunu anlat. Anlatmazsan, ağlarsan başkalarına da zarar verir’ dedim. ‘Tamam’ dedi.”

‘Sokaktaki çocuklar güvende değil’

Kızının ilk zamanlar çok kötü durumda olduğunu, kendisinin olayı kapatmaya çalıştığını, annesiyle birlikte kızının ilaç kullandığını söyleyen baba, “Çocuk psikoloğu, doktorlar hepsini gezdik. Devletin bize verdiği ilk avukat Yağmur’la konuştu. ‘Psikolojisi çok kötü’ diyerek beni uyardı. Yerlere tükürür, evde bile bir oraya bir buraya yürür dururdu. Tahliyeyi hiç beklemiyorduk. Sokaklardaki çocuklar güvende değil. Yedi yaşında bir çocuğun ifadesiyle çok tehlikeli olacak bir adam dışarıya çıktı. Artık ilahi adaletten fazlası gerekiyor” dedi.

Son duruşmada tahliye edilen Tuncay Ç.’nin torunu, Yağmur K.’yla aynı evde bulunan yedi yaşındaki G.A. ise “Odamda oyun oynuyorduk. Tablet yüzünden aramızda kavga çıktı. Yağmur evden gitti. Dedem Yağmur’a hiç dokunmadı, ellemedi, öpmedi” demişti.

‘İfade öğretilmiş’

Ailenin avukatı Sinan Sayman, sanığın torununun verdiği ifadenin ‘öğretilmiş’ olduğunu düşündüğünü kaydetti.

“Sanık T.Ç. ile tanık G.A.’nın ifadelerinde çelişkiler görünüyor” diyen avukat, şunları söyledi: “Yağmur ifadesinde, yaşadıklarını tek tek anlatmıştır. Ayrıca Çocuk İzleme Merkezi’nde ifadesi alınırken adli görüşmecinin ‘psikiyatri doktorunca kontrol edilmesi’ görüşünün, ölümün ilk sinyalleri olduğu gözden kaçırılmamalıdır.”

Anneanne Sevgi K., torununun zor günler geçirdiğini belirterek “Sokakta insanlar ‘Olay nasıl oldu, o adam sana neler yaptı’ diye sordukça nasıl teselli edeceğimizi şaşırdık. Her geçen gün içine kapandı” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Kızılay Mahallesi’nde yaşayan 56 yaşındaki Tuncay Ç., 29 Temmuz 2016’da evlerinde torunuyla oynayan dokuz yaşındaki Yağmur K.’yı oyuncak bebek alacağını söyleyerek birden fazla kez istismar etmişti.

Tuncay Ç.’nin, İzmir 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘çocuğa cinsel istismarda bulunmak’ suçundan 15 yıl hapis istemiyle tutuksuz olarak yargılanmasına başlanmıştı.

Yağmur K., davanın ilk duruşmasının yapılacağı 23 Kasım 2016’dan iki gün önce kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. Çocuğun duruşmada sanıkla yüzleşeceği için strese girdiği ve buna dayanamadığı belirtilmişti.

O dönem Vatan’dan Esra Can Sinav’a konuşan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Doğru ise çocukla sanığın duruşmada yüzyüze getirilmeyeceğini söylemişti.

Davanın ikinci duruşmasında tutuklanan Tuncay Ç., 22 Mart’taki üçüncü duruşmada tahliye edilmişti. İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun raporunda çocuğun kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği kesinleşmişti.

Mahkeme, sanık avukarının üzerine adli tıptan yeni rapor alınmasına karar vererek duruşmayı haziran ayına ertelemişti. Sanık, duruşmadaki savunmasında iddiaları reddetmişti.

CHP'li vekil Çavuşoğlu'nun iddiasını yalanladı ve yaşananları anlattı


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Dışişleri Bakanı Mevlüt Cavuşoğlu’nun Antalya’da AKP standına gelen ‘Hayır’cıların kadınların başörtülerini çıkardığı yönündeki iddiasını yalanladı.

Çavuşoğlu, dün Antalya’daki konuşması sırasında AKP İl Başkanı Rıza Sümer’in verdiği bir notu okumuş, Antalya’da partisinin gençlik kolları tarafından açılan standa saldırı düzenlendiğini iddia etmişti: “‘Hayır’cı bir grup gelmiş ve orada başörtülü kızlarımızın başörtüsünü zorla çıkarmışlar. Bu insanlık mı? Affedersiniz hayvanlık. Sen de başka yerde stant kur. Bunların laiklik anlayışı bu.”

Olayın Çavuşoğlu’nun aktardığı şekilde yaşanmadığı ifade eden CHP’li vekil Budak, ‘Evet’ standının kurulduğu yerden geçerken bir anne-kıza kadınların ‘Evet’ broşürü vermek istediklerini ve anne-kızın da “Biz hayır diyeceğiz, onun için almayacağız bu broşürü” demeleri üzerine ısrar edildiğini söyledi.

‘Başörtüsü mağduriyeti bitti’

Israr ve zorlama üzerine yaşlı kadının gerilmeye başladığını ve broşürü yırtıp attığını belirten Budak, şöyle devam etti: “Ondan sonra bir kadın geliyor ‘Rabia’ işareti yaparak ve burnuna da dokunarak ‘Siz 16 Nisan’dan sonra göreceksiniz, bu ülkede sizin gibilere yer yok’ diyor. Kadın da ‘Siz nasıl böyle söylersiniz’ diye bağırmaya başlıyor ve bir kadın yaşlı kadına tokat atıyor. Bunun üzerine kadın bağırmaya başlıyor ve bu sefer yere yatırıyorlar. Bunun şahitleri var. Kız da bu kez bağırmaya başlıyor ‘Anneme ne yapıyorsunuz?’ diye. O ara arbede oluyor, itişmeler, kakışmalar, saç baş yolmalar, bu arada kavga olurken başörtü elinde kalıyor ve olay büyüyor. Ondan sonra da darp edilmiş insanlar şikayetçi oluyor. ‘Evet’ standındaki erkekler de kadınlara saldırıyor. Hem suçlular hem güçlüler.”

‘O lafı yedirmek lazım’

İktidarın bir kez daha ‘başörtü mağduriyeti’ çıkarmaya çalıştığını belirten Budak, “Bu sefer de ‘Benim türbanlı bacımın türbanını çıkardı hayırcılar’ falan diye bu ülkenin dış politikasında bütün halkı temsil eden, milli politikamızı yurtdışında temsil eden dışişleri bakanımızın önüne il başkanı bir bilgi notu getiriyor. Bunun üzerine konuyu enine boyuna soruşturmadan o anda konuşma yapıyor. ‘İşte bu Hayırcılar böyle, bunlara insan bile demek yakışmaz, hayvan’ diyor. Şimdi misliyle tabii o lafı yedirmek lazım” diye konuştu.

‘Mağduriyet yok yaşlı kadına saldırı var’

Dışişleri bakanının sözlerini ‘iftira’ olarak nitelendiren Budak, AKP’nin ‘mağdur rolü’ne soyunduğunu ifade etti: “Bu başörtüsü mağduriyeti bitti, böyle bir şey yok. Yaşlı bir kadına tokat atma, saldırma ve darp etme var ve bunu kadınlar ve erkekler yapıyor. Orada bir kızı taciz etme söz konusu. Şu an arkadaşlar ifade veriyor ve oradan geçen vatandaşlar da ‘Biz şahit olacağız’ demişler. Şu anda Çallı’daki emniyette gözaltında tutuluyorlar, hakları olmamasına rağmen. Bu işi büyütüp buradan mağduriyet yaratmaya çalışıyorlar. Artık bu kadar baskı yeter, bu milletin üzerine bu kadar gitmesinler.”